You are here: Anasayfa Yazarlar

Fizyoterapi ve Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

FizyoAktif

E-Dergi "FizyoAktif"  de sizler de yazılarınızla yer almak istiyorsanız aşağıdaki iletişim bilgilerinden bizlere ulaşınız.
email : info@fizyoterapistim.net
msn   : fizyoterapi@windowslive.com

Yazarlar

"Unutmayacaklarımız..!"

Ülkemizde her şey bir iki günde olur ve biter… Sonrasında etkisi en fazla 1 ay sürer… Sonra ne mi olur? Her şey hiç bir şey olmamış gibi bir anda  unutulur. Bu yazımda asla unutmayacağımız ve unutulmasına izin vermeyeceğimiz haberlere bir göz atalım isterseniz.

16 Temmuz 2008 – 2008 SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) henüz taslak aşamasındayken TFD’nin eline ulaşmış. Bu konuda gerekli düzenlemeler için TFD yetkilileri önerilerini ve temennilerini yetkililere bildirmişlerdir.

1 Ekim 2008 -  2008 SUT yayınlanmıştır. Buna göre fizyoterapistlerin elektroterapi uygulamalarında yetkileri ellerinden alınmış olmasına rağmen hekim dışı sağlık personeli resmi olarak bu tebliğde yer almıştır..!

2 Ekim 2008 – SUT yayınlandıktan kısa süre sonra bazı kurumlar fizyoterapistlere karşı çok acımasız ve haksız bir tavır takınmışlardır. Özellikle Ankara’da ismini vermek istemediğim ama herkesin iyi bildiği 20 meslektaşımızın işine son veren malum kurumu ve diğer kurumları aklımızın bir köşesine yazdık.

15 Ekim 2008 – Ülkeyi derinden sarsacak bir eylemi yapmak üzereyken bir terörist yakalanmış. Aynı terörist 3 yıllık meslek yüksekokulu  okuduğunu ve bir zamanlar "fizyoterapistlik" yaptığını söyleyince konuyu iyice araştırmayan  ve fizyoterapistlerin 4 yıllık lisans bölümünden mezun olduğundan habersiz “Hürriyet” gazetesi haberi “Canlı Bomba Fizyoterapistmiş” başlığıyla okurlarına duyurmuştur. Daha sonra yapılan yüzlerce yorum haberde yayınlanmamıştır. Ayrıca faks,telefon ve mail yoluyla ulaştığımız halde gazete yetkililerinin haberi değiştirmediğini yada bir özür metni yazmadığını,arayan meslektaşlarımızı terslediğini  asla unutmayacağız…

22 Ekim 2008 – 2008 SUT’da yetkililer bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişikliğe göre fizyoterapistler açısından tek değişen madde “Rehabilitasyon fizik tedavi uzman hekimi veya fizyoterapist tarafından uygulamalıdır ” olmuştur.

31 Ekim 2008 – Tüm yaşanan bu olumsuzluklar karşısında fizyoterapistler birlik olmaya başlamış ve TFD’ye olan desteklerini arttırmışlardır. Bu bağlamda il temsilcisi arkadaşlarımızın özverili çalışmalarıyla yaklaşık 300 fizyoterapist derneğimize üyeliklerini gerçekleştirmişlerdir.

1 Kasım 2008 – Fizyoterapistler bütün yaşadıkları olumsuzluklara rağmen internet üzerinden  aylık yayın yapacak olan E-Dergi hazırlamışlar ve yayınlamışlardır.

5 Kasım 2008 –  Brack OBAMA bir mucizeyi gerçekleştirmiş ve  ABD’de başkan seçilmiştir. Fizyoterapistler ise yasaları için mücadelelerine devam etmektedirler.

6 Kasım 2008 – Birkaç gönüllü fizyoterapistin çalışmalarıyla başlayan ve bir çok fizyoterapistin sonradan destek olduğu E-Dergi “FizyoAktif” 5 gün sonunda yaklaşık 2500 kez okunmuştur.

Evet, yaşadıklarımıza bakılırsa geleceğe biraz olsun ümitle bakabiliriz. Boşuna dememişler “Her şerde bir hayır vardır” diye... Baksanıza bu olaylar olduktan sonra TFD’ye olan destek nasıl da arttı ve meslektaşlarımız tek vücut oldu.

Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi eninde sonunda meslek yasamız çıkacak ve işte o zaman sizlere bu yazımı bir daha hatırlatacağım ki unutulmaması gerekenleri tekrar hatırlayalım…

Fzt. K. Zafer AKSUNGUR

İLETİŞİM BİLGİLERİ

Mail     :  Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Msn     : Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

 
 

Öncelikler...

      
        Hayatımızın gidişatını belirleyen ve geriye dönüp baktığımızda bize kalan ayrıntılar...
 
        Tüm ömrümüz aslında bu ayrıntılar ve ana başlıklardan ibaret.
 
        Bir evrensel küme içerisinde hepimiz birbirimize denk ama eşit olmayan yaşamlar sürmekteyiz.Aslında,çok karışık gibi görünsek de temelde çok basitiz.Benzer şeylere kızmakta,benzer şeylerle mutlu olmaktayız.Doğar,büyür,evlenir,çocuk yapar ve ölürüz.Bilindik ama amaç edinilen,renklendirilesi bir yaşam...
 
        Bir de ben farklıyım,bu klasik yaşam şekline boyun eğmem deyip sonra aynılarını geç kalarak ve buruk bir pişmanlık taşıyarak yapan insan topluluğunu da barındırır bu toplum.
 
        Tüm bu aynılıkların içinde farklı olmanın,farklı yaşamanın ya da farklı hissetmenin yolu,farkında olmaktan geçer.Neyin mi?Tabi ki kendinin.
 
        Bence herkesin bir yaratılış amacı,bir görevi vardır.Kimi insan toplumun neşesidir,kimi aklı,kimi vicdanı...Bunun farkında olmak seni özel kılar işte.
 
        Mutlu olmak için özel yönlerinizi keşfedin.Kısa vadeli önceliklerinizi belirleyin.
 
        Unutmayın ki hayat dolduramayanlara boştur. :-)

 

 

Fzt. Nalan ÖNDER

 İLETİŞİM

Mail  : Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Msn : Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
 

SAÇMALARDAN SEÇMELER



                İngiliz Savcı David Crombie’nin yapmış olduğu araştırmaya göre bulduğu dünyadaki  en saçma yasalardan bir kaçı:

-İngiltere'de içki ruhsatı bulunan pub, bar gibi yerlerde sarhoş olmak yasak.
- Danimarka'da hapishaneden kaçmaya çalışmak suç değil.
- Fransa'da rayların üzerinde öpüşmek yasak.
- Hollanda'da pazar günleri bira ve şarap satmak, nehir olmamasına rağmen nehrin setlerini aşmak yasak.
- İzlanda'da tabelasında yazması koşuluyla sahte doktora izin veriliyor.
- İskoçya'da bir ineğin yanında sarhoş olmak yasak.
- Çin'de bir insanı boğulmaktan kurtarmak, o kişinin kaderini değiştirmek anlamı taşıdığından yasak.
- Kanada'da ordu yürüyüşünü yavaşlatanlara ise 300 dolar para cezası kesiliyor.
- Los Angelas'ta ise, erkeklerin karısını deri kemerle dövme hakkı bulunuyor. Ancak kemerin kalındığı en fazla 5 santimetre olmak zorunda.
Ve gelelim Türkiye’ye bizde  David Crombie’nin yaptığı araştırmaya benzer bir araştırma yaptık ve bakın neler bulduk:

2008 Ekim ayında yürürlüğe giren SUT(Sağlık uygulama tebliği) ve 2008 Bütçe uygulama talimatlarına göre;

·      17.7.1.    Fizik tedavi uygulamaları bedellerinin ödenmesi için;

a)      Uygulamaların fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzman hekimi veya fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzman hekiminin gözetiminde hekim dışı sağlık personeli tarafından uygulanmış olmalıdır.

·         17.7.2. Özel sağlık kurumlarında rehabilitasyon uygulamaları;

             a)Rehabilitasyon uygulamaları fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzman hekimi veya fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzman hekiminin gözetiminde fizyoterapistler tarafından uygulanmış olmalıdır.

 David Crombie’nin bulduğu yasalar bize ne kadar inanılması güç geldiyse yukarıdaki bu iki maddede bir o kadar inanılmazdır.

Fizik tedavi uygulamalarında fizyoterapistin adının geçmemesi acaba kimlere çıkar sağlıyor bir düşünelim… Bu uygulama ile kurumlar fizik tedavide fizyoterapist bulundurmak zorunda kalmıyor böylece hekim dışı eğitimsiz kişilere halkımızın sağlığını emanet edecekler ve sonuçta daha ucuza mal edecekleri için de daha fazla para kazanmış olacaklar.Tabi bu paraları kazanırken halka kalitesiz hizmet sunmaktan hiç ama hiç vicdanları sızlamayacaktır..!

Dünyanın hiçbir yerinde fizyoterapisti yok sayan bir yasa yoktur ama Türkiye’de  ne yazık ki var … Bugün Avrupa ülkelerinde özgürce çalışabilen fizyoterapistlerin Türkiye’de bir meslek yasası bile yok.İşte bu yüzden bu ve benzeri uygulamalar rahatça uygulanabiliyor.

İşte bu süreçte yasayı fırsat bilen bazı kurumlar fizyoterapistlerin sayısını azaltmaya gitmiş ya da maaşlarını düşürmeye çalışmışlardır. Bunu yapan kurumların unutmaması gereken bir şey var eninde sonunda fizyoterapistler bu ülkede hak ettikleri meslek kanununa kavuşacak ve yine o fizyoterapistlere muhtaç olacaklardır. İşte o zaman meslektaşlarımıza o çirkin davranışı yapan kurumlara meslektaşlarımız yönlendirilmeyecek yada orda çalışmayacaklardır.

Fizyoterapistlerin en çok merak ettiği TFD’nin bu süreçte bir eylem planının olup olmadığı yada bu süreci durdurmak için neler yaptığıdır. TFD yetkilileri bu süreçte gece gündüz SGK da görüşmelerde bulunmuş ve ellerinden geleni yapmışlardır. Fakat her zamanki gibi yetkililer sesimizi duymamışlardır.

Bu süreçte bizim yapmamız gereken sabırlı bir şekilde beklemek ve TFD’ye destek olmaktır. TFD’nin bu konuda çalışmaları devam ediyor ve kısa süre içinde olumlu gelişmeler yaşanacağını umut ediyorum.Özellikle fizik tedai uygulamalarında yer alan “hekim dışı sağlık personeli” ifadesinin mutlaka kaldırılması gerekmektedir.

Aldığımız bir duyuma göre Ocak 2009’dan itibaren şuan adımızın geçmediği fizik tedavi uygulamaları ödenmeyecek ve sadece rehabilitasyon hizmeti  ödenecekmiş. O yüzden adımızın geçtiği rehabilitasyon hizmetlerini en iyi şekilde uygulamalı ve asla bu işlemleri eğitimsiz personele SUT’un tabiriyle hekim dışı sağlık personeline bırakmamalıyız. Yoksa fizik tedavi uygulamalarında olduğu gibi yarın bir gün rehabilitasyon hizmetinde de “hekim dışı sağlık personeli” ifadesi geçebilir.

Sonuçta fizyoterapistler sabırla bu süreci bekleyecek, ilgili makamlara şikayetlerini dile getirecek ve mesleğini en iyi şekilde icra edecekler.Ne olursa olsun Dünya’da tanımı olan,çalışma koşulları belli olan fizyoterapistlik mesleği Türkiye’de de bazı kesimler istese de istemese de hak ettiği yere gelecektir.Gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bile çıkarak hakkımızı alacağımıza inancım tam..!

Fzt. K. Zafer AKSUNGUR

İLETİŞİM BİLGİLERİ

Mail     :  Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Msn     :  Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
 

Muhteşem Üçlü...


 
          Hayatımızı,belirleyici muhteşem üçlülerle yaşıyoruz.Bu nedenle muhteşem üçlülerden en ilgi çekenlerine değinmek istedim ve öncelikle sözlük açıklamalarını  paylaşmayı uygun buldum.
 
          Meslek:İnsanın yaşamını sürdürebilmek için yaptığı ve genellikle yoğun bir eğitim,çalışmayı gerektiren sürenin sonunda kişilerin kazandığı ünvanın adıdır.Genellikle her meslek o mesleğin değerlerini,gelişimini,lisanslanmasını ve diğer insanlar açısından tanınmasını sağlayan kuruluşlara sahiptir.Yeryüzünde binlerce meslek bulunmaktadır.Türkiye'de resmi olarak tanımı yapılmış 600 civarında meslek vardır.
 
          Para:Karşılığında mal ve hizmet almaya ve vermeye ; ve bunların ekonomik değerlerini takas etmeye yarayan üzerinde rakamsal değerler taşıyan kağıt.Para genel kabul gören değişim aracına verilen isimdir.
 
          Etik:Etik veya en yalın tanımıyla töre bilimi.Etik terimi Yunanca ethos yani 'töre' sözcüğünden türemiştir.Aksiyoloji (değerler felsefesi) dalı olan etik,felsefenin dört ana dalından biridir.Yanlışı doğrudan ayırabilmek amacıyla ahlak kavramının doğasını anlamaya çalışır.Etiğin batı geleneği zaman zaman ahlak felsefesi olarak da anılmıştır.
 
         Fazlasıyla yapılan bu açıklamalardan sonra anlamak isteyen herkesin beyninde şimşekler çaktığını,istemeyenlerde ise kısa devreler olduğunu düşünüyorum.
 
        Para için görmezden gelinen meslek etiğini sadece kendimize yontmamıza da gerek yok aslında.İnsanın varlığını sürdürdüğü her noktada,sahip olunan her meslek grubu için geçerli bir hasar ve yozlaşmadır bu.Ancak tabii ki herkes kendi kapısının önünü süpürmeli öncelikle.
 
        Bugüne kadar hep sorun ve gürültü ürettik biraraya geldiğimizde.Hem de asıl ürün çözüm olmalıyken...Ne zaman ki ütopik görünen problemler somutlaştı,işte o gün düşündük çözüm ne olmalı diye.Ne mutlu ki düşünebiliyormuşuz ve ne mutlu ki konuşabiliyormuşuz.Tipik Türk aklı işte,yumurtanın kapıya gelmesi muhabbeti...
 
        Aslında eleştirel konuşmalardan epey sıkıldım.Mesleğimi ve meslektaşlarımı kötülemek istemiyorum.Şöyleyiz,böyleyiz demek de...
 
       Bu denli geniş yelpazesi olan bir mesleğe sahip olduğum için çok mutluyum ve görüyorum ki birçoğumuz da benle aynı mutluluğu paylaşıyor.İnanıyorum ki fizyoterapistlerin genç zihinleri ve heyecanı hep taze kalacak.Yeter ki herkes kendisinin farkında olsun...

Fzt. Nalan ÖNDER

 İLETİŞİM

Mail: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Msn: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

 
 

Buluşmak Üzere

Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni
Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin

Devamını oku...
 
Sayfa 2 - 3