İngiliz Savcı David Crombie’nin yapmış olduğu araştırmaya göre bulduğu dünyadaki en saçma yasalardan bir kaçı:
-İngiltere'de içki ruhsatı bulunan pub, bar gibi yerlerde sarhoş olmak yasak.
- Danimarka'da hapishaneden kaçmaya çalışmak suç değil.
- Fransa'da rayların üzerinde öpüşmek yasak.
- Hollanda'da pazar günleri bira ve şarap satmak, nehir olmamasına rağmen nehrin setlerini aşmak yasak.
- İzlanda'da tabelasında yazması koşuluyla sahte doktora izin veriliyor.
- İskoçya'da bir ineğin yanında sarhoş olmak yasak.
- Çin'de bir insanı boğulmaktan kurtarmak, o kişinin kaderini değiştirmek anlamı taşıdığından yasak.
- Kanada'da ordu yürüyüşünü yavaşlatanlara ise 300 dolar para cezası kesiliyor.
- Los Angelas'ta ise, erkeklerin karısını deri kemerle dövme hakkı bulunuyor. Ancak kemerin kalındığı en fazla 5 santimetre olmak zorunda.
Ve gelelim Türkiye’ye bizde David Crombie’nin yaptığı araştırmaya benzer bir araştırma yaptık ve bakın neler bulduk:
2008 Ekim ayında yürürlüğe giren SUT(Sağlık uygulama tebliği) ve 2008 Bütçe uygulama talimatlarına göre;
· 17.7.1. Fizik tedavi uygulamaları bedellerinin ödenmesi için;
a) Uygulamaların fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzman hekimi veya fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzman hekiminin gözetiminde hekim dışı sağlık personeli tarafından uygulanmış olmalıdır.
· 17.7.2. Özel sağlık kurumlarında rehabilitasyon uygulamaları;
a)Rehabilitasyon uygulamaları fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzman hekimi veya fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzman hekiminin gözetiminde fizyoterapistler tarafından uygulanmış olmalıdır.
David Crombie’nin bulduğu yasalar bize ne kadar inanılması güç geldiyse yukarıdaki bu iki maddede bir o kadar inanılmazdır.
Fizik tedavi uygulamalarında fizyoterapistin adının geçmemesi acaba kimlere çıkar sağlıyor bir düşünelim… Bu uygulama ile kurumlar fizik tedavide fizyoterapist bulundurmak zorunda kalmıyor böylece hekim dışı eğitimsiz kişilere halkımızın sağlığını emanet edecekler ve sonuçta daha ucuza mal edecekleri için de daha fazla para kazanmış olacaklar.Tabi bu paraları kazanırken halka kalitesiz hizmet sunmaktan hiç ama hiç vicdanları sızlamayacaktır..!
Dünyanın hiçbir yerinde fizyoterapisti yok sayan bir yasa yoktur ama Türkiye’de ne yazık ki var … Bugün Avrupa ülkelerinde özgürce çalışabilen fizyoterapistlerin Türkiye’de bir meslek yasası bile yok.İşte bu yüzden bu ve benzeri uygulamalar rahatça uygulanabiliyor.
İşte bu süreçte yasayı fırsat bilen bazı kurumlar fizyoterapistlerin sayısını azaltmaya gitmiş ya da maaşlarını düşürmeye çalışmışlardır. Bunu yapan kurumların unutmaması gereken bir şey var eninde sonunda fizyoterapistler bu ülkede hak ettikleri meslek kanununa kavuşacak ve yine o fizyoterapistlere muhtaç olacaklardır. İşte o zaman meslektaşlarımıza o çirkin davranışı yapan kurumlara meslektaşlarımız yönlendirilmeyecek yada orda çalışmayacaklardır.
Fizyoterapistlerin en çok merak ettiği TFD’nin bu süreçte bir eylem planının olup olmadığı yada bu süreci durdurmak için neler yaptığıdır. TFD yetkilileri bu süreçte gece gündüz SGK da görüşmelerde bulunmuş ve ellerinden geleni yapmışlardır. Fakat her zamanki gibi yetkililer sesimizi duymamışlardır.
Bu süreçte bizim yapmamız gereken sabırlı bir şekilde beklemek ve TFD’ye destek olmaktır. TFD’nin bu konuda çalışmaları devam ediyor ve kısa süre içinde olumlu gelişmeler yaşanacağını umut ediyorum.Özellikle fizik tedai uygulamalarında yer alan “hekim dışı sağlık personeli” ifadesinin mutlaka kaldırılması gerekmektedir.
Aldığımız bir duyuma göre Ocak 2009’dan itibaren şuan adımızın geçmediği fizik tedavi uygulamaları ödenmeyecek ve sadece rehabilitasyon hizmeti ödenecekmiş. O yüzden adımızın geçtiği rehabilitasyon hizmetlerini en iyi şekilde uygulamalı ve asla bu işlemleri eğitimsiz personele SUT’un tabiriyle hekim dışı sağlık personeline bırakmamalıyız. Yoksa fizik tedavi uygulamalarında olduğu gibi yarın bir gün rehabilitasyon hizmetinde de “hekim dışı sağlık personeli” ifadesi geçebilir.
Sonuçta fizyoterapistler sabırla bu süreci bekleyecek, ilgili makamlara şikayetlerini dile getirecek ve mesleğini en iyi şekilde icra edecekler.Ne olursa olsun Dünya’da tanımı olan,çalışma koşulları belli olan fizyoterapistlik mesleği Türkiye’de de bazı kesimler istese de istemese de hak ettiği yere gelecektir.Gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bile çıkarak hakkımızı alacağımıza inancım tam..!
Fzt. K. Zafer AKSUNGUR
İLETİŞİM BİLGİLERİ
Mail : Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Msn : Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
| < Önceki | Sonraki > |
|---|